avci bayanlarErkekler biraz bozulacak ama kadınlar sonunda avcılığa da el attı. www.avlak.com'un modoratörü Nazife Yıldız Sükan'ın verdiği bilgiye göre ava meraklı şu anda yaklaşık 70 kadın var.

Ancak aktif olarak 30'u avlanmaya çıkıyor. Sükan da 18 yaşında beri avlanan profesyonel bir avcı. Çankırı'da domuz, Ankara'da tavşan, Çanakkale'de keklik vuruyor. 30 kadından ancak 6'sıyla görüşebildik. Tepki çekmekten korktukları için birçoğu ortaya çıkmaya çekiniyor. Antalyalı Yonca Sulu, İstanbullu Nurbanu Doğrusözlü, İzmitli İnci Akarsu, Balıkesirli Leylam Kiraz ve Ufuk Güldemir eşi Gaya Güldemir ava nasıl merak sardıklarını, nerelerde avlandıklarını ve en heyecanlı anılarını anlattı.

SALI, 18 MAYIS 2010 22:55 

 

Gaya Güldemir: İlk büyük avım domuzdu, heyecandan kalbim yerinden çıkacaktı


Ava ne zaman nerede başladınız?

Ava önce çantacı olarak 1990'ların ortalarında başladım. Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde bıldırcın, çulluk domuz avlarında bulundum. Çantacılıktan avcılığa geçişim tahmini olarak 10-11 yıl önce oldu. Özellikle Bıldırcın avlarıyla kendimi günden güne geliştirdim. Gerçek avcılığın ne demek olduğunu, doğru ve sürdürülebilir avcılığın nasıl olması gerektiğini kısacası her şeyi bana eşim Ufuk Güldemir öğretti.

Avdan önce silahlara merakım vardı. Bu profesyonel bir ilgi değildi. Ama hep bir gün silah kullanmayı ve sahibi olmayı kafama koymuştum.. Eşim Ufuk Güldemir'in avcı olması ilk etapta benim silahlarla ilgili daha detaylı bilgiye sahip olmamı daha da ötesi doğru silah kullanmayı öğrenmemi sağladı. Ufuk benim bu ilgimi keşfettiğinde zaman içinde avcılığa da ilgi duyacağıma inanmış. Ve vakit kaybetmeden beni av konusunda eğitmeye başladı.Ben de zaman içinde avın ve avcılığın önemini,değerini anlamaya başladım.

Avın 'ormana daldım önüme gelen hayvana attım' demek olmadığını, bu yaşam tarzının son derece eğitim, bilgi, sabır, irade, hayvana saygı, kurallara uyum ve dikkat isteyen bir tarz olduğunu kavradım. Benim eşim 30 yıllık avcıydı. Yılların avcısının öğrencisi olmak benim için ayrı bir gurur. Bunun yanı sıra av zamanlarını eşle paylaşabilmek de ayrı bir duygu. Bu zamanlar hem Ufuk için hem de benim için bambaşka güzellikte ve yoğunluktaydı. Av bizim hayatımızın çok ama çok önemli bir bölümüydü. Eşinizle gece ormanda kamp yapmak, ormanı dinlemek, yıldızları seyretmek, nehirlerden geçmek, avı takip etmek ve avcılığı yaşamak... Bence az sayıda insanın elde ettiği mutluluktur. Kısacası benim içimdeki av merakını Ufuk ortaya çıkardı. Her konuda olduğu gibi bunun için de ona teşekkür ediyorum.

Eş'le geçirilmiş o büyülü zamanların kıymetini her zaman bildim. Ufuk sonsuz avlaklara göçtükten sonra da elimde kalan en değerli hatıralarım da o zamanlar işte... Şimdi ava o kadar sık gitmiyorum ama 4. yaşına giren Yaban tv'miz var. Yönetim kurulu başkanımız Melih Meriç ile birlikte çalışıyoruz.. Tüm doğa sporlarını içinde barındırmaya çalıştığımız Türkiye'nin en çok izlenen belgesel kanalı. Yaban tv, doğadaki zamanlarımı bana burada yaşatmayı başaran bir kanal.. Üstelik 20 ayrı ülkede fanlarımız var. Uydudayız, Digiturk'teyiz, D Smart'tayız. İzleyicilerimiz pek çok maceralarını "yabantv.com" da paylaşıyorlar, böyle bir mecra yarattık. Yani bir şekilde hâlâ doğanın içindeyim...

Dünyanın pek çok yerine gittim. Ama bu av seyahatlerinin pek çoğu özellikle Ufuk'un avlandığı bölgelerdi. Türkiye başta olmak üzere; Afrika, Namibya, Etiyopya, Amerika, Avrupa'da eşimle beraber av yaptık.

Türkiye'de bıldırcın, az sayıda domuz, Afrika ve Namibya'da plains game diye adlandırılan yani 5 büyük'ün dışında kalan avlar ve Teksas'ta Javelina adı verilen boyut olarak küçük olsa da son derece sivri ve tehlikeli dişlere sahip olduğu bilinen domuz. Benim avlamadığım ama av sürecini Ufuk'la yaşadığım avlar ise avladıklarımdan çok daha tecrübe kazandıran zamanlardı. Ördek ve kaz avlarına ilgi duyuyorum ama hiç tecrübem olmadı.

Kadın avcı olarak erkeklerin tepkisini çekmedim. Eşim beni ava götürdüğü zamanlarda avcı dostları benim bu ilgimin gerçek olduğunu biliyorlardı. çünkü o kadar zorluk sevmeden, yürekten bağlanmadan çekilmez. Bu çok önemli bir şey ve hepsi de benim ava başlamamı yürekten destekledi. Gittiğimiz avlarda çoğu zaman tek kadın oluyordum ama bu bana düşünülenin aksine avantaj sağlıyordu.

Eşimi kaybettikten sonra dahi sevgili avcı dostlarım, ağabeylerim beni hiç bırakmadı. Ya beraber gitmeyi teklif ettiler ya da gittikleri avları o heyecanıyla benimle paylaşmaya layık gördüler. Ben de her macerayı sanki o an ben de oradaymışım gibi büyük heyecanla dinler av dönüşlerini sabırsızca beklerim. Avdan, avcılıktan ve o dostlardan kopabileceğimi asla düşünemiyorum. Bu farklı bir dünya gerçek avcılığın ne olduğunu bilmeyen, hala olayı tersten anlayıp zihniyetini değiştirmeyi reddedenlerin bunu anlamasını artık beklemiyorum. ama doğru avcılığın ne olduğunu bir gün anlamalarını diliyorum. 

Avcı dostlarım bizi Yaban tv'de de bırakmadı. Avlarını, hikayelerini meraklıları kanaldan takip ediyor. Melih Meriç ile birlikte bu konuda daha da cesur adımlar atmaya hazırlanıyoruz. Bu yıl Yaban Store projesini de devreye soktuk. Yabanın kendi markasıyla outdoor ürünleri çıkardığı bölüm, tekstil işine de girdik yani. Yaban Worldwide'ı yapacağız. Bir yıl içinde uluslararası yayın yapacak İngilizce HD bir kanal yapmayı hedefliyoruz.

Gerçek anlamda ilk Türk international kanalı olmayı hedefliyoruz. Bunları anlatmamın nedeni avın avcılığın diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de pek çok alanda kendini gösterebileceğine işaret etmek. Dediğim gibi eşim Ufuk Güldemir beni avcı yaptı ama onun ötesinde daha iyi bir çevreci olmamı, hayvana saygı duymanın ne demek olduğunu ve bilinçli avcılığın kurallarını yaban tv sayesinde halkımızla paylaşmanın kapısını açtı.

Açıkçası tüm avlarda aynı heyecanı duyarım. Bunun bence ilk günü son günü yok. Yıllarca avlansanız da av gününün gelmesini aynı heyecanla beklersiniz. O heyecan bir gece öncesinden başlar eve dönüş yoluna kadar da devam eder. Bıldırcından sonra yaptığım ilk büyük avım domuzdu. İlk domuzum tabii ki önemliydi. Hele ki yanımda yılların avcısı varken doğru atışı yapabilmek için dikkatimi vermeye çalışırken yaşadığım o anı unutamam. Kalbim o kadar gürültülü atıyordu ki domuzun duyup kaçmasından korkmuştum neredeyse...

Ava çıkmadan önce mutlaka iki rekat namaz kılarım

Çankırılı avcı Nazife Yıldız Sükan: 1968 doğumluyum. Çankırı Sabanözülüyüm. Liseyi burada bitirdim. Ankara Üniversitesi Siyasal İktisat Fakültesi'nde okudum. Daha sonra turizm sektörüne atıldım. Avcılığa çocukluğumdan bu yana meraklıyım. Bizim 15 baş montofon ineğimiz, 250 kovan arımız, 800'e yakın hindimiz vardı. Babam onlara dağda ağıl yapmıştı. Kışın okula, yazın da bu ağıla giderdik. Henüz 10 yaşındaydım ve hayvanlara bakmak benim görevimdi. Elektrik yok, su yok. İnsan yüzü bile görmüyorduk. Akşamları babam çok geç gelirdi, bazen gelmediği zamanlar olurdu. Tek başıma kalırdım. O zaman babamın bir tek kırma barakta tüfeği vardı, 16 kalibrede. Onunla ara sıra atış yapardım. O tüfekten cesaret alırdım, tek kaldığımda korkmazdım.

Hayvanlarımız yayılırken bir yamacın veya kayanın önünde oturur alabildiğince uzanan bozkırlara ve dağlara bakardım. Bir tüfeğim olsa da ava çıkan amcalar gibi ben de tavşan, keklik, tilki, kurt vursam diye hayaller kurardım. Hele ağustos aylarında avcı olan dayım avcı arkadaşları ile dağdaki çiftliğimize geldiklerinde sevinçten ne yapacağımı şaşırırdım. Avladıkları hayvanları üşenmeden zevkle temizlerdim. Bağdaş kurup hep beraber pişirdikleri av etini yerken onların av hikayelerini can kulağı ile dinlerdim. Sonra da onlara keyif çayı hazırlardım. Av hikayelerini dinlemek benim için her şeye bedeldi. Tarlamızda ilk defa çift kırma ile bir tenekeye onların denetimiyle atış yapmıştım, saçmalar tenekeye çarptığında 'bakın vurdum vurdum işte' diye sevinçten coşmuştum. Dayımın arkadaşları, 'kız olmasına rağmen eli silaha çok yatkın ve kabiliyetli' dedikleri zaman dayım gururlanırdı. Bazen de Zonguldak plakalı araçlarla avlanmaya gelen avcıları izlerdim. Onların bıraktıkları boş fişekleri meralardan toplardım. O zamanlar MKE karton fişekleri çoktu. Arada bir yabancı plastik boş fişekler de çıkardı. Biriktirdiğim boş fişeklerden boynuma rengarenk kolye yapmıştım Çocukluk işte. Nihayet özlemim gerçekleşti ve 18 yaşında da gerçek avcı oldum.

Şu an Ankara'da yaşıyorum. Üç haftadır Çankırı Çapar dağına doğru tavşan avına gidiyorum. Geçen hafta Şabanözü'nün Kamış köyündeydim. Bayağı tavşan kaçırdık. Bıldırcın, keklik, ördek avına tek çıkarım ama diğerlerine eşimle gideriz. Domuz avı, benim çok profesyonel olduğum bir avdır. Şabanözülün Bakırlı dağında çok vardır. İki kez avladım. Her ava çıkmadan önce mutlaka iki rekat namaz kılarım. Allah'a şükretmek için. Peygamber Efendimiz de avlanırmış, onun sünnetlerinden biri.

Hamileyken de, lohusayken de ava çıktım

Antalyalı avcı Yonca Sulu: 33 yaşındayım. Antalya'da bir otelde rezervasyon görevlisi olarak çalışıyorum. 2003 yılında beri avcılık yapıyorum. Eşimle ilk tanıştığımda, onu yalnız bırakmamak için gidiyordum. Daha sonra ilgimi çekti, profesyonel olarak silahı elime almaya başladım. Şimdi bana ait bir silahım ve köpeklerim var. Daha çok Sivas'a av kampına gideriz. 4-5 jip avcılar birleşiriz. Ailecek görüştüğümüz arkadaşlarımızdır. Aralarında bir tek bayan benim. Zara dağının eteğine çadır kurarız. Eylül başı gibi bıldırcın zamanında 7-8 günlük bir av kampımız olur. Bazen oradaki köylüler de katılır. Orası avcılar için cennet gibi bir yer zaten. Her türlü av bulabilirsiniz. Bıldırcın, keklik, tavşan, balık, ördek... 

Antalya çevresinde her hafta sonu ava çıkarız. Afyon, Isparta... Bıldırcın, keklik, bozlak, çulluk, tavşan, ördek, domuz... Antalya civarındaki köylerde -sürekli gittiğimiz Camili köyüdür- tavşan avladığımız, domuz beklediğiniz yerler vardır. Çıtkırıldım biri değilim, paldır küldür her yere girer çıkarım. Keklik avı zordur mesela. Dik kayalıklarda, yamaçlarda 4-5 saat dolaşırsınız. Ben hiç yorulmadan, sıkılmadan rahat bir şekilde yürürüm. Eşimi kolundan çekip tutmuşluğum vardır. Erkek avcılarda, 'yapabilecek mi, bizi yavaşlatacak mı' bakışını sezerim. İlk birkaç dakikada bu önyargıyı yıkarım. Hiç kimseden yardım istemem, silahlarımı kendim taşırım. Çalışıyorum, çocuğum var aynı zamanda. Oğlumum 40'ı doldurmamıştı ava gitti mesela. 35 günlüktü. Lohusaydım ben de. Beşiğine koyduk, çıktık yola. Karnımdayken 5 aylıkken opal (bir çeşit güvercin) avına gitmiştik, saatlerce yürüyüp... O da avcı adayı, şimdi 2,5 yaşında. Eşim de beni destekliyor. Zamanının çoğunu avda geçiren biri. Bizim hayat biçimimiz böyle oldu.

Barutun kokusunu aldıktan sonra bir daha bırakamıyorsunuz

İstanbullu avcı Nurbanu Doğrusözlü: 35 yaşındayım. İstanbul'da özel bir şirkette genel müdür asistanıyım. Eşim de muhasebe müdürü. 2005'ten beri birlikte avlanıyoruz. Tekirdağ, Şarköy, Çorlu, Lüleburgaz, Gebze... Ne tarafa yakınsak oraya gidiyoruz. Atılcılık sporu ile başladım. Eşim ava çok meraklı. İlk zamanlar ona eşlik etmek için çıktım. Doğa ile baş başa olup güneşin doğuşunu ormanın içinde karşılamak çok hoşuma gitti. Barutun kokusunu aldıktan sonra bir daha silahı elinizden bırakamıyorsunuz. Ormanın içinde veya arazide tamamen farklı bir Nurbanu oluyorum. Tüfeğimle her yere girip çıkıyorum, çamurların içine bata çıka yürüyorum, toprağa oturuyorum, hiçbir şey umurumda olmuyor. İngiliz Setteri köpeklerimiz var. Köpeklerimiz her şeyimiz. Onlara çok emek verdik. Avda köpeğimizin kuşa ferma (köpeğin avı gördüğü zaman ya da görmeyip de kokusuna vermiş olduğu hareket) verdiğini görmek, düşen kuşu aport etmesi (avın ya da kendisine gösterilen şeyin üzerine atılıp getirmesi için köpeğe verilen komut) bizi çok mutlu ediyor. Daha çok çulluk avlıyoruz. Serin havada avı daha çok seviyorum. Ava giderken tam teçhizat gidiyoruz. Şezlonglar, aperatif yiyecekler, içecekler. Hatta Türk Kahvesi bile yapıyorum. Av sonunda eşimle keyif yapıyoruz.

Erzurum'a keklik avlamaya gitmek hayalim

İzmitli avcı İnci Akarsu: Kocaeli Kandıra'da yaşıyorum. Öğretmenim ama şu anda çalışmıyorum, ev hanımıyım. Aslen Mersinli'yim. İki buçuk yıl önce evlenince İzmit'e geldim. Henüz 25 yaşındayım. Nişanlı olduğumuz dönemlerde eşimle birlikte birkaç kez av sezonu açılışlarına gittim. Ağustos ayında oluyor. İkimiz gidince onun tüfeğini kullanıyordum, dolayısıyla zor oldu. Sonra bana bir tüfek almasını istedim. Diğer avcı arkadaşlarının eşleriyle de avlanmaya başladık. 3,5 yıldır avlanıyorum. Ben kuş avlamayı seviyorum. Kandıra civarındaki dağlardayız genellikle. Erzurum'a gitmek gibi bir hayalimiz var. Erzurum'un keklikleri çok ünlü. Ertelediğimiz ama hep bir gün gitmek istediğimiz bir av. Çulluk, karatavuk avlıyoruz. Bazen eşim hiç vuramaz, ben şanslı olurum. Aramızda espri konusu olur bu. Tüfeğimi kendim temizleyip bakımını yaparım. Av etinden daha çok güveç yapıyoruz, ben pek becerikli değilim ama arkadaşlardan birinin eşi becerikli, yemek işini o hallediyor.

Çocukluğumdan bu yana avın içindeyim

Balıkesirli avcı Leylam Kiraz: 23 yaşındayım. Balıkesir'de bir şirkette ön muhasebe yapıyorum. Açıköğretimde okuyorum. Çocukluğumdan bu yana avın içindeyim. Av merakı bana babamdan bulaştı. O da iyi bir avcıdır. Balıkesir Burhaniye Avcılar Kulübü'nün Başkanı'dır. Küçüklüğümden beri avın içindeyim ama kendi başıma bir şeyler başarmaya 4-5 yıl önce başladım. Aklınıza ne gelirse avlıyorum. Tavşan, keklik, bıldırcın, ördek... Daha çok İç Anadolu Bölgesi; Ankara, Konya, Kırşehir, Çorum civarları ve Kırklareli avcılığa çok elverişli bölgeler... Ankara'nın taşlık ve dağlık bölgelerinde keklik ve bıldırcın avına çıkıyorum. Genelde babamla birlikte gideriz.

Biz kendi aramızda avcıları ikiye ayırıyoruz. Bir kısım avcılar gerçekten doğayı seven insanlardır, diğerleri de çantacı diye tabir ettiğimiz, usullere aykırı avlanan insanlardır. İddia üzerine ava çıkıyorlar mesela, '25 tane keklik vurdum' demek onlar için önemli olabiliyor. Biz bunlara karşıyız. Çevre ve Orman Bakanlığı'ndan gelen belgelere göre avlanıyoruz. Kulüp olarak doğadaki çöpleri temizleme günlerimiz oluyor. Çantacıların bıraktığı çöpleri bile topluyoruz. Genelde pazar günü ava çıkıyorum. Avcılığa çok meraklıyım aynı zamanda hayvanları çok seviyorum. İki köpeğim, bir kedim, 14 balığım var. İlk önceleri babam çok karşı çıktı bana, 'kızlardan avcı olmaz' dedi. Bendeki merakı görünce o da karşı koyamadı. 

Gizli avcılarımız da var

Çevre ve Orman Bakanlığı Yaban Hayatı Daire Başkanı Yaşar Türkleş'in verdiği bilgiye göre

Türkiye de şu anda 85 bin kayıtlı avcı var. 250 bin civarında da eğitim almış avcılığa hazırlık yapan kişi bulunuyor. Av yapılabilmesi için bazı günler ve tarihler belirlenmiş. Ağustos ayında başlıyor, şubat ayında bitiyor. Her avcı, haftada üç gün ava gitme hakkına sahip. Herkes istediği kadar hayvan avlayamıyor. Türkiye'de 454 tane kuş türü var. Bunun 36'sı avlanıyor. 114 memeli var, bunun 7'si avlanıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen bir avcılık sitesinin sahibinin verdiği bilgiye göre ülkemizde bir de gizli avcılarımız var. Ülker'in sahibi Murat Ülker, İşbankası Genel Müdürü Ersin Özince (sağlam bir avcı olduğu avcılar arasında biliniyor), Ram Dış Ticaret'in sahibi Halil Gülçur, GENPA'nın sahibi Zeynel Abidin Erdem (Türkiye'nin en büyük silah koleksiyonerlerinden), Ceylan otellerinin sahibi Abdullah Ceylan ve Desen Triko'nun sahibi Türker Sümer... Sümer, 80 yaşında olmasına rağmen Moğalistan'da, Alp dağlarında bütün avları yapmış. Geçen yıl avcılığın Oscar'ı olarak bilinen yarışmasında ise birinci olmuş. 


KAYNAK ZAMAN www.zaman.com.tr

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Avcılık Avcı sayfası www.avlak.com © 2000 AVLAK.com - Templates Joomlashine - www.avlak.com/forum AVLAK Forum