GİRİŞ 
Ülkemizde kara avcılığı 4915 sayılı yasaya göre sürdürülmektedir. İlgili yasa her ne kadar sivil toplum kuruluşlarının katılımını ön görse de özellikle avcılar; ........
SÜRDÜRÜLEBİLİR AVCILIK VE YABAN HAYATI KORUMA DERNEĞİ TÜRKİYE İÇİN YENİ BİR AVCILIK MODELİ

SALI, 18 MAYIS 2010 22:57 NEDİM ÇALIM

GİRİŞ

 

Ülkemizde kara avcılığı 4915 sayılı yasaya göre sürdürülmektedir. İlgili yasa her ne kadar sivil toplum kuruluşlarının katılımını ön görse de özellikle avcılar; Avlanma ile ilgili kararlarda kendilerinin yeterli düzeyde temsil edilmedikleri bu nedenle alınan kararlarda etkili olamadıkları konusunda şikâyetçi oldukları bilinmektedir.

Mevcut düzende avcılar; Kendisinden istenen maddi katkılardan, bürokrasiden, gün kısıtlaması ve yasaklardan, dilediği gibi avlanamamaktan, avsızlıktan, devletin av hayvanı üretimindeki başarısızlığından, denetimin yetersizliğinden, doğal yaşam alanlarının bozulmasından şikâyet etmektedir.

İlgili bakanlık yetkilileri; Avcı vatandaşların yasalara uymamasından, maddi olanaksızlıktan, personel yetersizliğinden, mevzuat ve bürokrasiden, yakınmaktadır.

TESPİT ve DEĞERLENDİRMELER:

4915 sayılı yeni yasanın yürürlüğe girdiği 2003 tarihinden bu yana avcılığımızda geçmişte yaşanan olumsuzluklara çözüm üretilemediği gibi avlananlar açısından ek problemler yaşanmasına neden olmuştur. Uygulamada bürokratik işlemler daha da zorlaşmış, uygulamanın getirdiği mali yükümlülük, çoğunluktaki avcıları kayıt dışı ve kaçak avcılığa yöneltmiştir. Devlet avcılardan her yıl avlanma bedeli ve vize harcı adı altında mali tahsilatı sıkı takip ederken, yaban hayatına mali destek sağlamak amacıyla yasaya konan av malzemelerinin satışından elde edilecek %2 lik payların tahsilat ve takibi konusunda gereken hassasiyeti göstermemektedir. 4915 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana İthal edilen av fişek miktarı bellidir. Ancak yerli av fişek üretimi ve tüketimi konusunda İç İşleri Bakanlığında da bir bilgi olmadığı bildirilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığınca %2 katkı paylarının tahsilatı konusunda yeterli hassasiyetin gösterilip gerekli takip ve tedbirin alınmadığı görülmektedir. Yeni yasanın uygulamaya girdiği tarihten bu zamana kadar genel ve örnek avlaklar içinde yerleşik av hayvanı popülâsyonu konusunda önemli bir artış olmadığı görülmektedir. Devlet tarafından üretilen sülün ve kekliklerin doğaya yerleştirme çalışmalarından istenen başarı elde edilememiştir. Milli Parklar Genel Müdürlüğünü tarafından üretilen keklik ve sülün miktarı kamuoyunca bilinmemektedir. Bir adet sülün veya kekliğin maliyetinin ne olduğu konusunda DKMP
tarafından kamuoyuna bilgi verilmesi gerekirken, harcamalar genel ve total değerler olarak ilan edilmektedir. Döner Sermayede toplanan gelirlerin verimli kullanıldığını gösteren şeffaf, tatminkâr bir bilanço ve açıklama bu güne kadar yapılmamıştır. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 03.02.2010 tarihinde Hacettepe Üniversitesi ile bir protokol imzalayarak üretim ve yerleştirme tekniklerinin bilimselliğini ve verimliliğini araştırılmasını istemiştir. Bu uygulama ilgili bakanlığın bu alandaki çalışmasının yetersiz kaldığı bilincinde olduğunu göstermektedir. 4915 sayılı yasayla avcılık ihtisas gerektiren bir uğraş haline gelmiştir. Her avcının eğitim görmesi ve başarması şartı getirilmiştir. Ancak düzenlenen kurs ve sınavların ülke genelinde aynı ciddiyette uygulanmadığı ve formalitelerin yerine getirilmesinden öte gitmediği konusunda önemli iddialar bulunmaktadır. Bakanlık tarafından örnek avlak olarak tescil edilmiş avlakların çoğunluğu çeşitli nedenlerle ya ihale edilememiş yada ihaleye rağmen kiralanamamıştır. Bakanlığın oluşturduğu örnek avlaklara mevcut şartlarda yeterli ilginin olmaması ve avcılıkta yeterli denetimi sağlayamadığının bilinci ile bakanlık yeni yöntem arayışına girmiş ve uygulamayı düşündüğü sistemi sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşmaya başlamıştır.


Buna göre; Devlet avlakları ve genel avlaklar üzerinde 30.000 hektardan az olmamak koşuluyla sınırları belli yeni avlaklar belirleyerek koruma ve işletilmesinin Köy tüzel kişilikleri ile avcı derneklerine devredilmesi planlandığı anlaşılmaktadır. Bu yöntemle avcılığın denetimi avcı dernekleri ile köy tüzel kişiliklerine devredilirken, bu alanlardan elde edilecek gelirin bir kısmı köy tüzel kişilikleri ile avcı dernekleri arasında paylaştırılacağı ifade edilmektedir. Devlet 4915 sayılı yasaya dayanarak avcı derneklerine maddi destek sağlamaktadır. (Üyelerine sattığı avlanma pullarından pay vermektedir) Devletin dernek üyesi avcılara sağladığı maddi avantajlar, avcıların büyük bir çoğunluğunu istemeseler bile derneklere üye olmaya teşvik etmektedir. Ülkemiz avcılarının en yaygın örgütlü sivil toplum kuruluşları olmasına karşılık örgütlenmenin yerel ölçekte kaldığı, ulusal örgütlenmeyi ifade eden federasyon ve konfederasyonlara katılımın çok düşük olduğu görülmektedir. Sosyal ayrışma ve kişisel çatışmaların bölünmelere neden olduğu, aynı amaçlara hizmet eden birbirinin kopyası tüzüklere sahip 3-4 avcı derneğinin aynı yerleşim yerinde faaliyet gösterdiğini görebilmekteyiz. Ülke genelinde birleşmenin önündeki engel; Yasal mevzuattan değil sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik nedenlere dayanmaktadır. Avcılar arasındaki bu çatışmanın ortadan kaldırılması ve adaletli bir yolun bulunması için yasa yoluyla bir birlik oluşturulma zorunluluğu vardır. Bakanlığın Av Kontrol ve korumasını Köy tüzel kişilikleri ve avcı kuruluşları aracılığıyla çözüm yaratma çabası sonuç getirmeyecektir. Avcılar arasında ve yerelde dernekler arasındaki çatışma daha da büyüyecek, uygulamadan menfaat elde edenlerle mağdur olanlar arasında çatışma kaçınılmaz olacaktır. Bu tür avlakların ne köy tüzel kişiliklerince nede derneklerce finanse edilerek geliştirilmesi mümkün gözükmemektedir. Avcıların çoğunluğu bu uygulamayı avlakların ellerinden alınması için hazırlanmış bir tuzak olarak algılamaktadır. Avcılar “Size avlakları verdik istemediniz. Alanlar işletemedi bizde özel sektöre veriyoruz” denileceği endişesini taşımaktadırlar.
Bugün özellikle batı illerimizde avlaklar yetersiz ve taşıyabilirlik kapasitesinin çok üstünde avcı baskısı altındadır. Yasal mevzuat içinde avlaklara giren avcı sayısını sınırlamak mümkün değildir. Mevcut düzen devam ederse avcılık adına yaban hayatının tükenmesi kaçınılmazdır. Bugüne kadar Türkiye deki avlakların nitelikleri ve envanteri çıkartılamamış, yerleşim yeri dışındaki alanlar avlak olarak görülmüştür. Avlakların gerek yaban hayatı barındırma ve gerekse taşıyabileceği avcı sayısı konusunda elle tutulur bir çalışma yapılmamıştır. Örnek avlakların oluşturulmasında izlenen yöntemle iller düzeyinde tüm avlakların projelendirilme zaruriyeti vardır. Yaban yaşamının ve sürdürülebilir bir avcılığın olabilmesi için avlaklarda kontrolsüz avlanmanın acilen terk edilme zorunluluğu vardır. Ülkemiz avcılığının önemli sorunlarından biride belirli bölgelerinde avlak alanlarının çeşitli nedenlerle (Sulak alanların kurutulması, sanayi ve yapılaşma, çevre kirliliği gibi) yok olduğu gerçeği de göz önünde tutulmalıdır. Devletçe uygulanması düşünülen, ilan edilen avlaklar dışında avcılığın yasaklanması ülkemiz için yeni bir uygulamadır. Avcılığımızın serbest düzenden avlak sistemine dönüştürülmesi doğru bir yoldur. Ancak bunun hangi yöntemle yapılması gerektiği tartışmaya açılmalıdır. Bakanlığın sivil toplum kuruluşlarına verdiği bilgilere göre avcılık sistemini değiştirmekten çok avlanma şeklinin belirlenmesinin hedeflendiğini anlaşılmaktadır. Bakanlığın mutlak belirleyici rolünü sürdürme kararlığında olduğu görülmektedir. Avcıların çoğunluğunun şikayetçi olduğu konulara birlikte çözüm üretmek yerine, kendi görüşünü avcı toplumuna dayatma ve başaramadığı av kontrol işini taşeron olarak Köy tüzel kişilikleri ile avcı derneklerine ihale etmeyi planladığı anlaşılmaktadır. Bugün ülkemizde üzülerek belirtmek isteriz ki yasal avcıdan çok kaçak avcı bulunmaktadır. Bugün hangi köye gitseniz her hanede en az bir yivsiz av tüfeği olduğunu görülecektir. Yivsiz av tüfeğinin ruhsatlandırılmasındaki kolaylık nedeniyle kırsal bölgelerde yaygın olarak savunma amaçlı kullanıldığı görülmektedir. Kaçak avcılığın temelini oluşturan savunma amaçlı sahip olunan av tüfekleridir. Bugüne kadar uygulamaya konan her yasal önlem; Yasal avlanan avcının ek maddi külfet ve yeni yasaklara maruz kalmasına neden olmuştur. Avcılar; Çözüm olarak ortaya konması planlanan uygulamanın, kaçak avcılığı önlemeye yönelik tedbirden çok yasal avlanan avcıların avlanma alanlarındaki özgülüğünün daraltılması ve ek mali yükümler getireceğini düşünmektedir.

Türkiye de avcılıktaki birinci ve temel sorun yönetimseldir. 
Siyasi partilerin ülke yönetim planlarında avcılıkla ilgili özel bir bölüm bulunmamaktadır. Genel siyasi yönetim içinde avcılık en alt sıralarda kalmakta ve siyasetten çok bürokrasi tarafından yönlendirilip yönetilmektedir. Bugün ki ekonomik veriler toplumun %80 çoğunluğunun ülkemizdeki milli gelirden ancak %15 pay alabildiğini gösteriyor. Ortaya konacak çözümün temelini sadece ekonomik veri ve nedenlere göre planlanması %80 gibi bir çoğunluğu mağdur olmasına neden olacaktır. Avcılık olayında sosyal boyut göz ardı edilmemelidir.

ÖNERİ: 
Ülkemizdeki yaban yaşamının ve sürdürülebilir avcılığın oluşturulabilmesi için yeni bir yönetimsel yapının oluşturulması zorunlu gözükmektedir. Ülkemiz avcılığının avcılık yapanlar tarafından seçilmiş, belediyecilik örneğinde olduğu siviller tarafından yönetilmesi, çoğunluğu oluşturan avcıların isteklerinin karşılanması ve sürdürülebilir avcılığın gerçekleştirilmesi için zaruri hale gelmiştir. Avcılık ihtisas gerektiren bir uğraş olduğuna göre; Nasıl ki mühendis, mühendisler odasına, avukatlar baro gibi mesleki kurumlara üye olması zorunlu ise avcılarda özel bir kanunla TÜRKİYE AVCILAR BİRLİĞİ adı altında zorunlu bir araya getirilmelidir. Türkiye Avcılar Birliğinin teşkilat yapısı Merkez ve her illerde oluşturulacak taşra teşkilatı şeklinde oluşturulmalıdır.
Türkiye Avcılar Birliğinin teşkilat yapısı, yetki ve sorumluluk alanı, görevlendirilecek personeller ve atanma biçimleri, gelir ve giderleriyle ilgili konular çıkartılacak kanunla belirlenmelidir. Bugün Devlet avcılık yönetimini Çevre ve Orman Bakanlığı içinde oluşturduğu Av ve Yaban Hayatı Daire Başkanlığı ve taşradaki Av ve Yaban Hayatı mühendislikleri ile sürdürmektedir. Devletin bu amaç için tahsis ettiği para ve istidam ettiği personeli kurulacak birliğe devretmesi pratik bir yöntem olarak gözükmektedir. Avcılar Birliğinin içindeki görevli bürokratik kadrolar devamlılık arz ederken sivil yönetim kadrosu örneğin 4 yılda bir seçimle değişiklik gösterebilecek yapıda oluşturulmalıdır. Model olarak ortaya koymaya çalıştığımız yöntem; Birçok gelişmiş ülkede olumlu sonuçlar vermiş sürdürülebilir avcılık uygulamaları değerlendirilip, her toplumun kendinceliği olduğu göz önünde tutularak tamamen özgün bir avcılık yönetimi düşünülmüştür. Temel yaklaşım sorunlara yerinde çözüm üretmektir. Yerelden ulusala giden bir anlayışla ulusal avcılık yapımızın oluşturulması hedeflenmektedir. Nasıl ki bir belediye başkanı ve meclisi o ilin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çalışmalar gerçekleştiriyorsa, Avcılar birliği il başkan ve meclisi de bulunduğu bölgeyle ilgili çalışmalar gerçekleştireceklerdir. Bu konuda kendisine emrinde çalıştırdığı uzman kadro bilgisiyle destek verecektir. Birlik İl Başkanları, belediye başkanları gibi maaşlı yönetici olmalıdır. Avcı meclis üyeliği ise gönüllü olarak yürütülmelidir. Her ilin il başkanlığına bağlı av koruma ile ilgili avcı kolluk (gücü) teşkilatı kurulmalıdır. Avlakların ıslahı, üretim tesisi kurmak avlakları yönetmek avlanmayı planlamak il başkanlığının görevleri arasında olmalıdır. İl dışından gelecek avcı ve il dışında avlanacak avcıların koordinasyonu Birlik genel merkezi tarafından düzenlenmeli ve herkes tarafından izlenir olmalıdır. Türkiye Avcılar Birliğinin mali kaynakları genel bütçeden sağlanan katkı ve avcılardan sağlanan gelirler olarak belirlenmelidir. Avcılar birliğinin yapısı özetle; Sadece avcılık ve yaban ortamını düzenlemek ve yönetmekle sınırlı micro bir belediyecilik yapısında tasarlanıp kurgulanması gerektiği düşüncesini taşımaktayız.

SONUÇ 
Devletimizin avcılığı yönetim şekli yaban hayatını korumada yetersiz kalmaktadır. Avcılar devletin avcılığı yönetim biçiminden memnun değildir. Yapılması düşünülen yeni uygulama sorunlara çözüm getirmeyeceği gibi ilave sorunlarda yaratacaktır. Demokratik yönetim dayatmacı anlayışla sağlanamaz. Çoğunluğun katılımını sağlayacak yöntemlerin geliştirilmesi demokrasinin gereğidir. Bu konuda mevcut siyasi partilerin ilgi ve katkılarının sağlanmasının zorunluluğu vardır. Tüm avcıların bürokrasiden medet ummak yerine siyasetçilere bu işin doğrusunu anlatmalıdır. Genel hatlarıyla aktarmaya çalıştığımız çözüm önerimizi; Türkiye Avcılar Birliğinin Kurulması ve Avcılığın yönetiminin bu kuruluşa devredilmesi olarak özetleyebiliriz. Türkiye Avcılar Birliği; yaban hayatını hiçbir katkı sağlamadan talan eden kaçak avcılığa son verecek bir yöntem olacağı görüşündeyiz. Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

8 MART 2010 
Nedim ÇALIM
SAYHAK 
Yönetim Kurulu Başkanı

Dağıtım : Çevre ve Orman Bakanlığı Siyasi Partiler Yazılı ve görsel Basın kuruluşları

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Avcılık Avcı sayfası www.avlak.com © 2000 AVLAK.com - Templates Joomlashine - www.avlak.com/forum AVLAK Forum